26 Nisan 2015 Pazar

Yeni Başlayanlar ve Başlayıp da İyi Sallayamayanlar İçin 19 Maddede Kahve Falı...

Bu hafta kültürümüzün en önemli yapı taşlarından kahve falına başlangıç seviyesinde giriş yapacağız. Kadın, erkek, genç, yaşlı demeden her Türk vatandaşının ve dahi kendine "Aaa tam Türk olmuşsun sen" dedirtmek isteyen ecnebi eşrafın sahip olması gereken asgari fal kültürü ve telve bilgisini elimizden geldiğince derlemeye çalıştık. İsterseniz "Ben çok iyi fal bakarım" diyerek karşı cinse yürümek için, isterseniz de bir iki numara daha öğrenip (göze sürme çekmek, saçma aksesuarlar ve şallar takmak, gay taklidi yapmak vs) son derece karlı yeni bir kariyerin kapılarını açmak için kullanın, bundan sonrası sizin meşrebinize kalmış. Başlıyoruz:

1. Fincana Genel Bakış: Kapalı fincanı açmadan evvel şöyle bir bakın. Fincan kapalıyken söyleyeceğiniz her şey, soracağınız her soru ("kendi işini mi yapıyorsun?", "beklediğin bir haber var", "hayatında kimse yok şu anda") karşı tarafta "bu işi biliyor" algısı yaratır.
 
2. Fincanı açar açmaz tabağa lök diye dökülen tortu: Bütün sıkıntılarınızı attığınıza delalettir (evet canım, sıçma metaforu). Oh artık pür-i pak hale geldiğinize göre "sevgilim beni aldatıyor mu, Mert beni arar mı, Borçlar Hukuku'ndan geçer miyim, Atletico yatar mı?" gibi yeni dertler edinebilirsiniz. 
3. Tabağın ortasından fincanın ağız kısmına doğru kaymış telve: Öncelikle falda tabak "hane"yi temsil eder (dikkat, ev değil hane!) ve genelde o tabakta kalan telve de yarım ay şeklinde olur. O halde hemen müjdeyi verelim: Hanenize ay doğmuş! Teknik olarak hanesine ay doğan bir insanın başına ne geldiği bir muammadır ama bunu söylediğiniz herkes mutlu olur.
                                            - Hanenizde bir alien var. Okutun siz bunu...

4. Fincanın ortasındaki yamuk yumuk kabartılar: İçiniz kabarmış. Neye kabarmış, kime kabarmış o sizin bileceğiniz iş.
 
5 "Valla at mı desem, koç mu desem..bir hayvan başı ama..." : Attır o at. Bir falda at çıkmazsa o fal fal değildir. At murattır, kısmettir, bu falın bakılma amacıdır. Atı görmeden o fincan kapanmaz.
Alıştırma: Resimdeki 4 ayaklı, başını öne eğmiş ve alnından şimşek çıkan atı bulunuz. Araştırma konusu: Kültürümüzde Unicorn'un yeri ve önemi.... 

6. Uzun uzun çizgiler: Uzun yol anlamına gelmektedir. Bir kahve falının değişmez kehanetidir. Sırf falda çıktı diye durduk yere Ankara'dan Mersin'e giden insanlar var bu dünyada.
          Alıştırma:Yukarıdaki falda kaç yol vardır? Uzunluklarını mil ve kilometre cinsinden tartışınız... 

7. "Senin adağın mı var?": Gördüğünüz şeklin ne olduğu önemli değil. Fincana dikkatlice bakın, sonra bir kaşınızı kaldırarak tüm ciddiyetinizle karşı tarafa bu soruyu sorun. "Ay bilmem ki.." diye başlayan her cevap "ya aslında bir kere mum dikmiştim; o mu acaba?" diye devam eder.
 
8. "Ben bu fala bakmam!": En bilindik usta falcı tribidir. Eğer ki fal baktıran sizseniz sakın yemeyin. Falınıza bakmaktan içi geçtiği için, konuyu ölüme, tabuta getirip bir şekilde fal mevzusundan yırtmaya çalışıyordur karşıdaki. Yok siz bakıyorsanız ve bakıp bakıp bir şey göremiyorsanız sallayın bunu gitsin.
 
                                                         E yani...
9. Kuş: Haber demektir. Bu fal kuşu milletinin ağzında hep bir şeyler olur. O da sizin kısmetinizdir.
                       Alıştırma: Faldaki kuşu bulunuz. Cinsini ve yaşını belirtiniz...

10. Kahve damlaları: Sevinç göz yaşı anlamına gelir. Muhtemelen 7. yılınızda okuldan mezun olacaksınız, Beşiktaş Liverpool'u yenecek, babanız arabayı vurdurduğunuzu öğrendiğinde kızmayacak. Bir insan başka türlü niye sevinçten ağlasın?
  Alıştırma: Yukarıdaki fala göre Ayşe'nin kaç damla göz yaşı vardır? Tuz oranı nedir (yaklaşık olarak)?
 
11. Merdiven: Çok yükseleceğiniz anlamına gelir. Kariyer basamaklarını tek tek çıkacaksınız. Şu an gişe memuru olarak başladığınız bankacılık kariyerinizde 10 sene sonra kredi bölümü koordinatörü olup, 2000tl maaş farkıyla yıldız gibi parlayacaksınız.
 
12. Sırt sırta vermiş iki insan: Burada ustalığınızı konuşturmanız gerek; zira durduk yere sırta vermiş iki insan fal baktığınız kişi için hiçbir şey ifade etmez. Oysa "bak biri kadın, böyle at kuyruklu, orta boylu, hafif memeli, bacak boyu gövde boyundan uzun, kolları kısa; diğeri ise erkek, uzun boylu açık tenli..." Tutturdunuz! Aynı dayısıyla yengesi...
Alıştırma: Faldaki sırt sırta vermiş kişilerin isimlerini, cinsiyetlerini ve yaşlarını bulunuz 

13. Hiçbir şey anlaşılmayan karman çorman şekiller: Bir kalabalığa girileceği anlamına gelir. Çünkü bu şekilleri tek tek açıklamak yerine "kalabalık" diye genel bir tanım yapmak daha mantıklıdır. (bkz: "ben bu fala bakmam" maddesi)
 
14. Kalp: Bunun en kestirme açıklaması elbette aşk meşk durumlarıdır. Ha işi biraz daha sofistike hale getirmek isterseniz bildiğimiz kan pompalayan organa da yorabilirsiniz. Belki 4 damarınız tıkalı, belki yakın zamanda stend takacaklar diye girin. Falda aşkı babam da görür ama by-pass'ı tutturursanız namınız çok hızlı yürür. 
 
Alıştırma: Faldaki kalbin kolestrol oranını bulunuz.  İyi huylu olup olmadığını tartışınız...

15. Tabaktaki telve noktacıkları: Nazar var sizde nazar. Göz hep onlar. Gözleri çıksın inşallah...
Uyarı: Falda bu ebatta bir göz çıkmışsa hastayı vakit kaybetmeden en yakın muskacıya yönlendiriniz. Bu adamı öldürür çünkü...
 
16. Böyle ellerini açmış dua eden biri: Sizin için dua eden biri var. Falın banko kehanetlerinden biridir.
 
17. Uzaklara dalıp düşünen insan silüeti: Sizin yakınınızda böyle uzaklara dalıp düşünen birinin olması, yakın zamanda bir töre dizisinde oynayacağınıza delalettir. Bu düşünen adam erkekse Mehmet Aslantuğ, kadınsa Beren Saat'tir.
 
18. Uzun yatay çizgi: Ooo sizde yatan bir hasta var. Ama yakında iyileşme haberini alıp sevineceksiniz. Şimdilik durumu stabil, haftaya bir mr çektirip gelin. İlaçlarını aksatmayın.
 
19. "Bir dilek tut" ritüeli: Tabağın içindekileri fincana akıttıktan sonra tabağın arkasını çevirin ve arkada kalan damlayı tabağın tersine doğru akıtın. Dileğiniz çıkar mı bilmiyoruz ama yerçekimini bir kez daha keşfettiniz.

20 Nisan 2015 Pazartesi

Bürokratik Yalnızlıktan Bunalan Lüksembug Dükü Henri İsyan Etti: “Abi Dükalık mı Kaldı Piyasada Ya?”

Dünyanın dükalıkla yönetilen tek ülkesi Lüksemburg’da Grandüka Henri Albert Gabriel Félix Marie Guillaume, benzeri olmayan prosedürleri tek başına hazırlamak zorunda olması, diğer ülkelerle ilişkilerde protokol sorunu yaşaması, giymek zorunda kaldığı absürt kıyafetler ve birçoğunu beceremediği ilkel ritüeller nedeniyle daha fazla dayanamayarak isyan etti. Son olarak anayasaya ters düşen bir uygulama için kanun hükmünde kararname hazırlaması istenince çileden çıkan Henri'nin “Yazmıyorum lan! Dükalığı seçerken bana mı sordunuz arkadaş? Henri’yi de eşek bellediniz iyice!” şeklindeki tepkisiyle baş gösteren yönetim krizi ülke ve dünya gündemine oturdu.
“KENDİ KENDİME, SABRET HENRİ DEDİM, İYİ TARAFINDAN BAK DEDİM”
Yönetim krizinin giderek büyümesi üzerine tansiyonu düşürmek için ülkenin saygın gazetelerinden Tageblatt’a konuşan Grandüka Henri, konuyla ilgili samimi açıklamalarda bulundu. “Öncelikle geçen günkü fevri çıkışımdan ötürü sevgili halkım kusura bakmasın. Ben ister miydim böyle olmasını? Yıllardır kendi kendime ‘Sabret Henri.’ dedim, ‘İyi tarafından bak.’ dedim ama bi yerde de tutamadım kendimi. Beni anlamaya çalışsınlar lütfen.” sözleriyle zor bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Henri, dükalık sistemiyle ilgili tepkisinin altında yatan nedenlere açıklık getirdi. “Fark ettiniz mi bilmiyorum, dünya üzerinde dükalık rejimini kullanan başka ülke yok. Yooook! Ne yani, tüm dünya salak da bi biz mi akıllıyız? Yahu, krallık desen anlarım, muhtariyet desen anlarım, kabile şefliğine bile bir şey demem de dükalık ne lan? Abi dükalık mı kaldı piyasada ya? Kim, nasıl ve neden seçti bunu? Araba bile alırken insan diyor ki; ‘Bunun yedek parçası bulunur mu? Servisi var mı?’ Arkadaşım sen ülkeye bir rejim belirliyorsun, oturup biraz düşünsene!”
DÜŞÜNÜN, KOCA DÜNYADA BİR ERDOĞAN BİR DE BEN!
Mülakatı gerçekleştiren gazetecinin “Dükalık rejimine neden bu kadar tepkilisiniz? Zor bir sistem mi?” sorusu üzerine Henri, “Öncelikle şunu söyleyeyim, insan işi değil. Şimdi bakın, her türlü prosedür bize özel olmak zorunda. Misal okulda müdürsündür, ay sonu gelir ek ders formu hazırlayacaksındır kafana bir şey takılır, ararsın bir müdür arkadaşını di mi? E ben kime sorucam? Yok işte! Tabii Henri efendi otursun, bi tarafından prosedür uydursun.” şeklinde serzenişte bulundu. Gazetecinin, “Benzer bir statü de mi yok?” sorusunaysa “Şimdi Allah var, yalan olmasın araştırdım, benzer biri var mı diye. Türkiye’nin cumhurbaşkanı Erdoğan var. Siz ‘Cumhurbaşkanı aynı değil’ diyeceksiniz ama durum öyle değil. Bu Erdoğan, anladığım kadarıyla; cumhurbaşkanlığının yanı sıra başbakan, belediye başkanı, Yeşilay başkanı, RTÜK başkanı, Türk Tarih Kurumu başkanı gibi sıfatlar taşıyor. Yani bu açıdan bakarsanız durumu benden daha zor, ben en azından sadece yönetim işlerine bakıyorum.” diyerek içinde bulunduğu durumun Erdoğan'a kıyasla çekilebilir olduğunu itiraf etti.

SÜNNETLİK ÇOCUKLAR GİBİ GEZİYORUM
Gazetecinin “Peki bundan sonra nasıl olacak? Halkımız endişeli, devam edebilecek durumda mısınız?” sorusu üzerine “E tabii halkı ortada bırakacak değilim, kendimi biraz kasar, bi şekilde devam ederim.” sözleriyle iyimser bir tablo çizen Henri, “Ama bu meseleyi de bi düşünelim yani.” diyerek bir beklenti içinde olduğunun da ipuçlarını verdi. “Allah'ınızı severseniz bi bakın bana! Sünnet çocuğu gibi kıyafetler giymek zorundayım. 60 yaşında adamım ben yahu! Hayır, gittiğim yerde bi saygı kazandırsa anlarım. Bakın protokolde bile karşılığım yok benim. Bir ülkeyi ziyarete gidiyorum, beni Tapu Kadastro Müdürü karşılıyor, protokolde belediye encümenlerinin arkasında oturuyorum.” derken giderek gerginleşen Henri, “ G20 toplantısında yemeğimi ayrı masada 11 yaşındaki sümüklü Galler prensiyle yedim ben!!!” diye haykırdığı sırada yanına koşan yaverinin yardımıyla güçlükle sakinleştirilebildi.
Sakinleştikten sonra, tansiyonu düşürmek için röportaj verdiğini hatırlayan Grandüka Henri, “İyi tarafına da bakmak lazım, son 14 yılda ülke gündemindeki en heyecan verici olay, 3 aracın karıştığı zincirleme kazaydı. Bu son olay da gündeme bir neşe kattı, fena mı?” sözleriyle ortamı yumuşatmaya çalıştı.